Uyuşturucu madde kullanma suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesinde düzenlenen ve kullanmak amacıyla uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ya da doğrudan uyuşturucu maddeyi kullanmak fiillerini kapsayan bir suçtur. Yani bir kişi kendi kullanımı için esrar, kokain, eroin gibi uyuşturucu maddeleri edinir, yanında bulundurur veya bu maddeleri kullanırsa, kanunen suç işlemiş sayılır. Bu suç, toplum sağlığını tehdit edici görülmekte ve bu nedenle yasa koyucu tarafından ciddi bir suç olarak kabul edilmektedir.
Bu makalemizde uyuşturucu madde kullanma suçu (TCK 191), sürecin işleyişi, etkin savunma yolları ve ne yapılmalı konuları ele alınmıştır. Detaylı bilgi için ceza hukuku alanında profesyonel ekibimizle iletişime geçebilirsiniz.
TCK 191 Uyarınca Suçun Cezası ve Yasal Düzenleme
Türk Ceza Kanunu m.191’e göre, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak, bu amaçla satın almak, kabul etmek veya bulundurmak suçunun cezası 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasıdır. Kanun bu fiilleri açıkça tanımlayarak yaptırımını belirlemiştir. Ayrıca suçun eğitim kurumu, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi toplumun toplu bulunduğu yerlere 200 metreden daha yakın mesafede işlenmesi durumunda ceza yarı oranında artırılır. Örneğin okul yakınında uyuşturucu kullanırken yakalanan bir kişi için verilecek ceza, yarı artırımla en az 3 yıl ile en çok 7,5 yıl hapis aralığına çıkabilecektir.
Kanunun 191. maddesi, sadece ceza miktarını değil, aynı zamanda soruşturma ve kovuşturma aşamalarında uygulanacak özel hükümleri de içermektedir. Özellikle uyuşturucu kullanıcısı yakalandığında topluma kazandırılması ve bağımlılıktan kurtarılması amaçlanarak bazı alternatif yaptırım yolları öngörülmüştür. Aşağıda bu özel uygulamalara detaylarıyla değinilecektir.
Uyuşturucu Kullanma Suçunun Unsurları
Bu suçun faili herhangi bir kişi olabilir; suçu işlemek için özel bir sıfat gerekmez. Fiilin oluşması için kanunda sayılan dört seçimlik hareketten birinin gerçekleştirilmesi yeterlidir:
- Satın alma: Uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi bir bedel karşılığında temin etmek (para vererek satın almak) anlamına gelir.
- Kabul etme: Uyuşturucu maddeyi bedel ödemeksizin veya bir şekilde bir başkasından teslim almak demektir (örneğin birinin ikram etmesi ya da hediye etmesi durumunda).
- Bulundurma: Uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi kendi fiilî hakimiyetinde tutmak, yanı başında veya kolaylıkla ulaşabileceği bir yerde depolamak anlamına gelir. Bulundurma suçu kesintisiz suç niteliğinde olup fiilin belirli bir süre devam etmesi gerekir. Kişinin maddeyi illa cebinde veya üzerinde taşıması şart değildir; dilediğinde ulaşabileceği bir yerde muhafaza etmesi de “bulundurma” sayılır.
- Kullanma: Uyuşturucu maddenin vücuda alınması, tüketilmesi fiilidir. Bu fiil de doğrudan suç kapsamındadır.
Bu dört hareketten herhangi birini gerçekleştiren kişi uyuşturucu madde kullanma suçunu işlemiş sayılır. Suç, şahsi kullanım amacıyla işlendiği için ortak fail (iştirak) söz konusu olmaz; herkes kendi eyleminden sorumludur. Örneğin aynı ortamda beraber uyuşturucu kullanan kişiler, birbirlerine yardım etmedikçe, ayrı ayrı kendi kullanım fiillerinden dolayı sorumlu olurlar.
Manevi unsur (kast) bakımından, satın alma/kabul etme/bulundurma fiillerinin suç sayılması için bunların “kullanmak amacıyla” yapılması gerekir. Yani failin özel amacı, o maddeyi ileride kendi üzerinde kullanmak olmalıdır. Kullanma fiilinde ise genel kast yeterlidir; fail, kullandığı maddenin uyuşturucu niteliğini ve bu eyleminin hukuka aykırı olduğunu bilerek hareket etmelidir.
Uyuşturucu Kullanma Suçunun Cezası ve Yaptırımları
Yukarıda belirtildiği gibi TCK 191/1 hükmü, bu suçu işleyenlere 2 yıl ile 5 yıl arasında değişen hapis cezası öngörmektedir. Ancak uyuşturucu kullanma suçunda cezai yaptırımlar sabit bir kalıpta uygulanmamaktadır. Mahkeme, somut olaya göre cezanın süresini belirlerken failin kastını, yakalanan maddenin türü ve miktarını, failin suç sırasındaki tutum ve davranışlarını dikkate alır. Örneğin çok az miktarda ve ilk kez yakalanan bir kullanıcıya alt sınıra yakın bir ceza öngörülürken, tekrar tekrar yakalanmış veya şartları ağırlaştıran unsurlar varsa ceza üst sınıra yakın belirlenebilir.
Öte yandan, kanun koyucu uyuşturucu kullanan kişileri sadece cezalandırmakla kalmayıp onları topluma kazandırmayı da hedeflemektedir. Bu amaçla, uyuşturucu kullanma suçunda cezanın alternatif yollarla uygulanması veya ertelenmesi mümkün olabilmektedir. TCK 191, rehabilitasyon ve tedavi imkânlarının devreye sokulmasını teşvik eden bir yaklaşımla kaleme alınmıştır. Aşağıda açıklanacak olan denetimli serbestlik, hükmün geri bırakılması, ceza ertelemesi gibi kurumlar, aslında bir yandan kişiyi ıslah etmeyi, diğer yandan da toplum sağlığını korumayı amaçlar.
Adli Kontrol Tedbiri
Adli kontrol, soruşturma veya yargılama sırasında şüpheli/sanığın tutuklanmasına alternatif olarak uygulanan bir yargısal denetim tedbiridir. Özellikle uyuşturucu kullanma suçu gibi ceza üst sınırı nispeten düşük olan suçlarda, tutuklama genellikle ölçüsüz kabul edilir; bunun yerine mahkeme veya hakim, şüpheli hakkında adli kontrol kararı verebilir. Adli kontrol kapsamında, kişi hakkında yurt dışına çıkış yasağı, belirli yerlere gidememe, karakola düzenli imza verme gibi yükümlülükler getirilebilir. Şüpheli bu yükümlülüklere uymaz ve defaatle ihlal ederse, hakim adli kontrolü kaldırıp tutuklamaya karar verebilir.
Uyuşturucu kullanma suçunda adli kontrol süresi en fazla 2 yıl olarak uygulanabilir; gerektiğinde bu süre 1 yıl daha uzatılabilir. Örneğin soruşturma aşamasında serbest bırakılan bir kullanıcı hakkında mahkeme 2 yıl boyunca her hafta imza verme ve tedavi programına katılma şartı koyabilir. Bu kişi 2 yıl sonunda davası sonuçlanmamışsa ve hala kaçma/tehlike riski görülüyorsa adli kontrol süresi bir yıl daha uzatılabilir. Adli kontrol kararına veya uzatma kararına karşı ilgili kişinin kendisi veya avukatı 7 gün içerisinde itiraz hakkına sahiptir.
Denetimli Serbestlik Tedbiri (TCK 191)
Denetimli serbestlik, uyuşturucu madde kullanma suçunda ilk defa yakalanan kişiler için uygulanan rehabilite edici bir tedbirdir. TCK 191, bu suça özgü olmak üzere, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiğinde denetimli serbestlik uygulanacağını hükme bağlamıştır. Cumhuriyet savcısı, ilk yakalanma halinde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 171. maddesindeki şartlar aranmaksızın 5 yıl süreyle kamu davasını açmamaya karar verir (Kovuşturmanın ertelenmesi). Bu 5 yıllık deneme süresi içinde şüpheli, en az 1 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulur.
Denetimli serbestlik süresi boyunca kişi, belirlenen program ve yükümlülüklere uymak zorundadır. Örneğin madde bağımlılarına yönelik bir rehabilitasyon programına katılma, belli aralıklarla hastanede idrar testi verme veya psikososyal destek görüşmelerine gitme gibi yükümlülükler uygulanabilir. Kanuna göre savcı, şüpheliyi yılda en az iki kez sağlık kurumuna sevk ederek uyuşturucu madde kullanıp kullanmadığını kontrol ettirir. Gerek görülürse, denetimli serbestlik altında bulunan kişiye tedavi olma zorunluluğu da getirilebilir (örneğin bir hastanenin AMATEM kliniğinde tedavi görmesi gibi).
Denetimli serbestlik tedbiri başlangıçta en az bir yıl olarak uygulanır, ancak gerektiğinde 6’şar aylık periyotlarla en fazla 2 yıl daha uzatılabilir. Yani toplamda denetimli serbestlik tedbiri 3 yıla kadar devam edebilir. Uygulamada, kişinin durumuna göre denetimli serbestlik süresi 1 yıl sonunda yeterli görülürse sona erdirilebilir; aksi halde 1,5 yıl, 2 yıl gibi uzatılarak takip devam edebilir.
Uyuşturucu Suçlarında Yargılama Süreci
Uyuşturucu kullanma suçu nedeniyle yakalanan bir kişi hakkında öncelikle soruşturma aşaması yürütülür. Polis veya jandarma, şahsın üzerinde veya eşyalarında uyuşturucu madde ele geçirirse olay tutanağa geçirilerek şüpheli adliyeye sevk edilir. Cumhuriyet savcısı, dosyayı inceledikten sonra şüphelinin eyleminin TCK 191 kapsamına girip girmediğini değerlendirir.
- İlk defa böyle bir suçla karşılaşan ve üzerinde bulunduğu madde miktarı kişisel kullanım sınırında olan şüpheli için kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Bu kararla birlikte 5 yıl süreyle kişiye şans tanınmış olur ve hemen dava açılmaz. Erteleme kararı, Emniyet ve ilgili denetimli serbestlik müdürlüğüne bildirilir; böylece denetimli serbestlik süreci başlamış sayılır. Şüpheli bu dönemde yukarıda anlatılan denetimli serbestlik yükümlülüklerini yerine getirecektir.
- Erteleme kararı verilmezse (örneğin şüpheli daha önce de aynı suçu işlemişse veya başka suçlardan sabıkalı ise) doğrudan iddianame düzenlenerek kamu davasını açılır. Bu durumda şüpheli “sanık” sıfatıyla Asliye Ceza Mahkemesinde yargılanacaktır. Yargılama sürecinde, sanığın suçun işlendiği zamanki kastı, delillerin geçerliliği, yakalanan maddenin miktarı gibi hususlar mahkemece değerlendirilir. Uyuşturucu kullanma suçunda şikâyet aranmadığı için (kamu suçu niteliğindedir) savcılık doğrudan davayı yürütür; mağdur veya şikâyetçi yoktur.
Yargılama neticesinde mahkeme, eğer sanığın suçu işlediğine kesin ve inandırıcı delillerle kanaat getirirse hükmünü açıklar. Bu suçtan verilecek ceza 2-5 yıl arası hapis olmakla birlikte, aşağıda değineceğimiz hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) veya cezanın ertelenmesi gibi sonuçlar da uygulanabilir. Beraat kararı ise ancak sanığın uyuşturucu madde bulundurmadığı ya da kullanmadığı ispatlanırsa veya delil yetersizliği varsa söz konusu olur (ceza yargılamasında “kuşkudan sanık yararlanır” ilkesi gereğince).
Yargılama sürecinin özel bir yönü, TCK 191’in 2. fıkrası gereği ilk defa yakalanan kişilere dava açılmadan fırsat tanınmasıdır. Bu 5 yıllık erteleme süresi içinde:
- Şüpheli yükümlülüklere titizlikle uyarsa ve bir daha uyuşturucu madde kullanmaz veya bulundurmazsa, sürenin sonunda hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilir, yani hiç dava açılmamış ve ceza almamış olur. Bu durumda kişinin adli siciline bu suçla ilgili kayıt da işlenmez.
- Şüpheli denetimli serbestlik tedbirini ihlal ederse veya erteleme süresinde yeniden uyuşturucuyla yakalanırsa, savcı derhal kamu davasını açacaktır. Bu durumda erteleme dönemi sona erer ve kişi hakkında normal ceza davası prosedürü işler. Önemle belirtilmelidir ki, erteleme döneminde tekrar uyuşturucu kullanmak veya bulundurmak fiilleri ayrı bir suç olarak ayrıca dava edilmez; sadece verilen ilk erteleme kararı bozulur ve o ilk suçtan dolayı dava görülür. Yani kişi ikinci kez yakalandığında, ilk suçtan yargılanır ve mahkeme gerekirse ceza verir; aynı anda hem ilk hem ikinci olay için ayrı ayrı cezalar almaz.
- Erteleme sonrası açılan dava devam ederken (yani kişi artık sanık iken) yeniden uyuşturucu suçunu işlerse, artık TCK 191 kapsamında tekrar erteleme kararı uygulanamaz. Bu durumda yeni yakalanma olayı da dosyaya dahil edilerek mahkeme değerlendirmesi yapılır. Kişinin birden fazla kez suçu işlemiş olması ceza tayininde aleyhe bir faktör olacaktır.
Sonuç olarak, yargılama sürecinde ilk seferde devletin önceliği kişiyi hapse göndermek değil, ona bir şans verip rehabilite olmasını sağlamaktır. Ancak bu şans kötüye kullanılırsa veya kişi birden fazla kez uyuşturucu suçunu işlerse, cezai yaptırım kaçınılmaz hale gelir.
İlk Defa Uyuşturucu Madde ile Yakalananlar İçin Uygulama
İlk kez uyuşturucu maddeyle yakalanan pek çok kişinin en büyük endişesi “Hapis cezası alacak mıyım? Sabıka kaydıma işler mi?” sorusudur. Türk Ceza Kanunu’nun getirdiği düzenleme sayesinde, ilk defa bu suçu işleyen kişiler doğru adımları atarlarsa ceza almaktan kurtulabilirler. TCK m.191/2 uyarınca, ilk kez uyuşturucu kullanma suçu kapsamında yakalanan kişi hakkında 5 yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilir. Bu karar, yukarıda açıklandığı gibi, kişinin en az bir yıl denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulması şartıyla verilmektedir.
Basitçe ifade etmek gerekirse: İlk kez uyuşturucu madde kullanırken veya şahsi kullanım için madde bulundururken yakalanan biri, ceza almadan kurtulma şansına sahiptir. Savcının verdiği 5 yıllık erteleme (deneme) süresini hiçbir kuralı ihlal etmeden tamamlayan bir kişi hakkında hiçbir ceza uygulanmayacak, dosya takipsizlikle sonuçlanacaktır. Bu süreç tamamlandığında, kişinin adli sicilinde bu olaya ilişkin kayıt da oluşmaz, yani sabıkası temiz kalır. Dolayısıyla ilk yakalanmada hapis cezası verilmez; kişi topluma kazandırılmaya çalışılır.
Elbette bu imkan, kötüye kullanılmamalıdır. Eğer kişi erteleme süresi içinde yeniden uyuşturucu kullanır veya denetimli serbestlik kapsamındaki yükümlülükleri (örneğin tedavi programına devam gibi) ihlal ederse, hakkında dava açılacağını ve 2 ila 5 yıl arası hapis cezasıyla yargılanacağını unutmamalıdır. Nitekim uygulamada, denetimli serbestlik sırasında yapılan kontrollerde üst üste pozitif uyuşturucu test sonucu veren veya programa devam etmeyen kişiler hakkında savcılık kamu davası açmaktadır. Bu durumda kişi, fırsatı değerlendirememiş sayılır ve mahkeme süreci başlar.
Not: Kanun, uyuşturucu madde kullanıcılarına sadece yakalandıktan sonra değil, yakalanmadan önce de bir fırsat tanımaktadır. TCK m.192’de düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerine göre, eğer bir kullanıcı resmi makamlar suçu öğrenmeden önce kendi isteğiyle güvenlik güçlerine başvurup tedavi talep ederse veya uyuşturucuyu temin ettiği kişileri bildirerek yakalanmalarına yardımcı olursa, hakkında cezaya hükmedilmez. Uyuşturucu suçlarında etkin pişmanlık konusu başka bir makalemizde ele alınmıştır.
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) ve Cezanın Ertelenmesi
Uyuşturucu madde kullanma suçu nedeniyle yargılama sonucunda mahkumiyet kararı çıkarsa, mahkemenin önünde iki önemli seçenek daha vardır: hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı vermek veya verilen hapis cezasını ertelemek. Bu iki kurum, özellikle ilk defa suç işleyen veya düşük ceza alan sanıklar bakımından, hapis cezasının doğrudan infazını önleyebilen, sanığa bir şans daha tanıyan mekanizmalardır.
- Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB): Mahkeme, sanığa ceza vermekle birlikte, bu hükmün açıklanmasını 5 yıl süreyle erteleyebilir. HAGB kararı verilebilmesi için sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan sabıkasının olmaması, mahkûm olduğu cezanın 2 yıl veya daha az süreli hapis (veya adlî para cezası) olması ve sanığın da rızasının bulunması gerekir. Uyuşturucu kullanma suçu için, mahkeme genellikle alt sınıra yakın ceza takdir edebildiğinden, 2 yıl civarı bir hapis cezası HAGB kapsamında kalabilir. HAGB kararı verilirse, sanık 5 yıl boyunca denetime tabi tutulur (bu süre içinde kasten yeni bir suç işlemezse ve mahkemenin belirlediği denetimli serbestlik tedbirlerine uyarsa, ilk suçla ilgili hüküm hiç açıklanmaz ve düşer). Bu 5 yıl içinde kişi kasten bir suç işlerse, geri bırakılan hüküm açıklanır ve ceza infaz sürecine girer. HAGB kararı, kişinin sabıka kaydına işlenmez; yalnızca adli arşiv kaydında gizli kalır. Böylece bir anlamda sanığa “daha dikkatli ol, aynı hatayı tekrarlama” mesajı verilir.
- Cezanın ertelenmesi (hapis cezasının ertelenmesi): Mahkeme sanığı suçtan dolayı hapis cezasına mahkûm ettiği durumda, eğer ceza 2 yıl veya daha az ise ve sanığın sabıkası yoksa, bu hapis cezasının infazını erteleyebilir (TCK m.51). Cezanın ertelenmesi, sanığın hapise girmemesini sağlar ancak hüküm açıklanır ve sanık mahkûm olmuş sayılır. Erteleme kararı verildiğinde mahkeme, genellikle 1 ila 3 yıl arasında bir denetim süresi belirler. Bu süre içinde sanığın bir suça karışmaması gerekir. Gerekirse mahkeme, erteleme süresi için rehabilitasyon programına devam, belirli yerlere gitmeme gibi yükümlülükler de koyabilir. Erteleme süresi başarıyla tamamlanırsa ceza infaz edilmiş sayılır (fiilen hapse girilmediği için bu bir şans olarak kalır); ancak erteleme süresinde kasıtlı bir suç işlenirse ertelenen ceza aynen infaz edilir.
Hem HAGB hem de ceza ertelemesi, uyuşturucu kullanma suçu gibi nispeten daha hafif sayılan suçlarda sıkça uygulanan müesseselerdir. Özellikle ilk kez suç işleyen, pişmanlık gösteren ve tedavi olma isteğinde olan kişilerde bu seçeneklerin uygulanması mümkün görünmektedir. Örneğin, denetimli serbestlik şansını yitirmiş ve mahkemeye çıkan bir kullanıcı hakkında mahkeme 2 yıl hapis cezası verip hükmün açıklanmasını geri bırakabilir veya cezayı erteleyebilir. Böylece kişi hem sabıka kaydında bu suçla lekelenmemiş olur (en azından kalıcı olarak), hem de hapse girmeden bir şans daha elde eder. Tabii bu şansın devamı, kişinin bir daha suç işlememesine bağlıdır.
Sonuç ve Değerlendirme
Sonuç olarak, uyuşturucu madde kullanma suçu hukukumuzda cezai yaptırımı olan ancak ilk etapta cezadan ziyade rehabilitasyon ve denetim yöntemleriyle çözümlenmeye çalışılan bir suç tipidir. Kanun, bağımlılıkla mücadelede cezaevinden ziyade denetimli serbestlik ve tedavi yöntemlerini öne çıkarmıştır. Bununla birlikte, kişi tanınan bu fırsatları kullanmaz ve suç işlemeye devam ederse, en sonunda hapis cezası ile karşılaşabilecektir.
Uyuşturucu madde kullanma suçu kapsamında soruşturma geçiren veya benzeri yasal sorunlar yaşayan kişilerin, hak kaybına uğramamak ve yasal haklarını doğru kullanabilmek adına uzman bir ceza avukatına danışmaları faydalı olacaktır. Böylece usul hataları, denetimli serbestlik süreçleri, olası HAGB veya erteleme talepleri gibi konular doğru şekilde yönetilebilir. Daha fazla bilgi için alanında uzman kadrosuyla Bektaş Hukuk Bürosu’na müracaat edebilirsiniz.
